DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ
Merhaba

Hoş geldiniz.

Lütfen Üye olunuz.Katkılarınızdan dolayı teşekkür ederim.

Marslan
DİN KÜLTÜRÜ VE AHLAK BİLGİSİ
Would you like to react to this message? Create an account in a few clicks or log in to continue.

İLK MÜSLÜMANLAR

Aşağa gitmek

İLK MÜSLÜMANLAR Empty İLK MÜSLÜMANLAR

Mesaj  marslan Bir Paz Şub. 27, 2011 10:54 am

1— Hz. Ebu Bekir:
Hz. Peygamber'in (s.a.) davetini kabulde yarış bayrağını ilk eline geçi­ren, ümmetin sıddîkı ve onlar arasında İslâm'a ilk giren Hz. Ebu Bekir'dir. Allah ondan razı olsun. Allah'ın dini konusunda Hz. Peygamber'e (s.a.) destek oldu ve O'nunla beraber, basiretli bir şekilde Allah'a davette bulundu. Bu çalışmaları sonucunda Ebu Bekir'in davetini Osman b. Affan, Talha b. Ubey-dullah ve Sa'd b. Ebî Vakkas kabul ettiler :

2— Hz. Hatice:
Kadınların sıddîkı, Huveylid kızı Hatice Hz. Peygamber'in (s.a.) dave­tini kabulde erken davrandı ve sıddîkhk yükünü omuzladı. Hz. Peygamber (s.a.) (kendisine ilk vahiy gelip de korku içinde evine döndüğünde) Hatice*-ye: "Kendimden korktum" demiş, o da: "Müjde sana! Vallahi, Allah hiçbir vakit seni utandırmaz." demişti.Ve sonra O'nda bulunan üstün özellik­ler, güzel huylar ve faziletler ile istidlal ederek böyle bir kimsenin hiçbir vakit utandırılmayacağım ifade etti. Olgun aklı ve olgun fıtratıyla bilip anladı ki, salih ameller, üstün faziletler ve yüce huylar Allah'ın lutfu, desteği ve ih­sanı gibi kendilerine uygun olan şekillere münasip düşerler; rezil ve rüsvay olma ile uyum sağlamazlar. Buna ancak sayılan şeylerin zıtları münasip ge­lir. Allah'ın kendisini en güzel sıfatlar, en güzel huylar ve amellerle bezediği kimseye ancak Allah'ın lutfu ve ona nimetini tamamlaması lâyıktır. Kimi de en çirkin sıfatlara, en kötü huy ve amellere bulamışsa ona da ancak bunların münasipleri lâyıktır. Bu akıl ve sıddîkhk sayesinde Hz. Hatice, Rabbi'nin ken­disine, iki elçisi Cebrail ve Hz. Muhammed (s.a.) ile selâm göndermesine hak kazanmıştır : Buharı, 1/3, 65/Alâk sûresi (96), 91/1; Müslim, 160; Ahmed, Müsned, 6/223-233. Buharı, 26/11, 63/20, 97/35; Müslim, 2432. Ebu Hureyre anlatıyor: Cebrail, Hz. Pey-gamber'e (s.a.): "Ey Allah'ın Rasûlü! Bu Hatice'dir, içinde katık yahut yemek yahut da İçecek bulunan bir kapla geldi. Meğer sana gelmiş. Rabbinden ve benden ona selâm söyle. Cennet'te kamıştan bir köşkle onu müjdele. O köşkte ne gürültü, şamata vardır, ne de dert." dedi.

3— Hz. Ali:
Ebu Tâlib'in oğlu Ali, İslâm'a girmede erken davrandı. Allah ondan ra­zı olsun. Müslüman olduğunda sekiz yaşında idi. Daha büyük olduğu da söy­lenmiştir. Allah Rasûlü'nün (s.a.) gözetimi ve bakımı altında idi. Hz. Pey­gamber (s.a.) bir kuraklık senesinde yardım olsun diye onu, amcası Ebu Tâ-lib'den almıştı :

4— Hz. Zeyd:
Allah Rasûlü'nün (s.a.) aşığı Harise oğlu Zeyd de İslâm'a girmede er­ken davrandı. Kendisi, Hz. Hatice'nin kölesi idi. Hz. Hatice evlendiği vakit onu, Allah Rasûlü'ne (s.a.) bağışladı. Zeyd'in babası ve amcası fidye verip kurtarmak için Hz. Peygamber'e (s.a.) gelip onu istediler. Deniliyor ki, on­lar geldiğinde Hz. Peygamber (s.a.) Mescidde idi. Huzuruna girdiler. "Ey Abdülmuttalib oğlu! Ey Hâşim oğlu! Ey kavminin efendisinin oğlu! Sizler, Allah'ın Harem'inin halkı ve onun komşususunuz. Esirin esaret bağını çö-zer, karnını doyurursunuz. Yanında bulunan oğlumuz için sana geldik. Bizi memnun et ve onu serbest bırakmak için isteyeceğin fidyede bizi hoşnut et." dediler. Hz. Peygamber (s.a.): "Oğlunuz kimdir?" diye sordu. "Zeyd b. Harise" cevabım verdiler. Bunun üzerine Allah Rasûlü (s.a.): "Bundan başka bir çözüm bulunsa olmaz mı?" dedi. Onlar da: "O çözüm nedir?" diye sordular. Hz. Peygamber (s.a.): "Oğlunuzu çağırırım. Onu tercihte serbest bırakırım. Sizi tercih ederse o sizindir. Beni tercih ederse vallahi ben, beni tercih edeni, hiç kimseye tercih etmem." dedi. Zeyd'in babası ve amcası, Hz. Peygamber'e (s.a.): "Sen bize çok insaflı bir karşılık verdin ve iyi davrandın." dediler.

Peygamberimiz, Zeydi çağırdı ve ona: "Bunları tanıyor musun?" di­ye sordu. O da "evet" cevabını verdi. Hz. Peygamber (s.a.): "Bu kim?" diye sordu. Zeyd: "Bu babam, bu da amcam." dedi. Peygamberimiz: "Ben bildiğin, gördüğün ve sana olan dostluğumu tanıdığın bir kimseyim. îster beni, ister onları tercih et." buyurdu. Zeyd: "Ben seni asla hiç kimseye tercih etmem. Sen, benim babam ve amcam yerindesin." cevabım verdi. Bunun üzerine babası ve amcası: "Yazıklar olsun sana, Zeyd! Köleliği hür­riyete, babana, amcana ve ailene tercih mi ediyorsun?" dediler. O da: "Evet. Bu adamdan öyle bir şey gördüm ki, ben onu asla hiç kimseye tercih et­mem." karşılığını verdi. Bu durumu gören Allah Rasûlü (s.a.) onu (Kabe yanındaki) Hicr'e götürdü ve: "Sizi şahid tutuyorum ki, Zeyd benim oğ-Iumdur. O bana mirasçı olur, ben ona." diye ilan etti. Bu durumu gören babası ve amcası gönülleri rahat ve boş bir şekilde geri döndüler.

Allah İslâm'ı getirinceye kadar Zeyd, "Muhammed'in oğlu Zeyd" di­ye çağrıldı. İslâmiyet gelince: "Üvey evlatları babalarının adlan ile çağı­rın." âyeti indi ve bundan böyle o günden itibaren "Zeyd b. Harise" diye çağrıldı.
Ma'mer, Camı' adlı eserinde Zührî'nin: "Zeyd b. Harise'den önce hiç kimsenin müslüman olduğunu bilmiyoruz." dediğini kaydeder.

Zeyd, Al­lah'ın kitabında gerek kendisinin, gerekse Rasûlü'nün ona ihsanda bulun­duğunu haber verdiği ve ismiyle andığı sahabîdir.

Keşiş Varaka b. Nevfel de müslüman olmuş ve kavmi Allah Rasûlü'nü (s.a.) memleketlerinden çıkarırken bir genç olmayı temenni etmiştir.

İbn Kayyim el-Cevziyye, Za’du’l-Mead
marslan
marslan

Mesaj Sayısı : 59
Kayıt tarihi : 25/02/11

http://dinkltrveahlakbilgisi.blogspot.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz